Şampiyonlar Lig'i kupasını 1992 ve 2006 senelerinde müzesine götüren Katalan temsilcisi FC Barcelona, deplasmanda Mircea Lucescu’nun takımı Shaktar Donetsk’e RSK Olympiyskiy Stadyumunda konuk oluyor. Maçın hakemi İngiltere Futbol Federasyonu’ndan Howard Webb.
Shaktar Donetsk
Shaktar Donetsk grubun ilk maçında Basel’i 2-1 mağlup etmeyi başarmıştı. O maçta Basel kalecisi Franco Costanzo adeta maçı seyrine bırakmış neredeyse kaleye her gelen şutu zorla içeri alacaktı. Maç boyunca hiçbir olumlu hareketi yoktu ve mağlubiyet kaçınılmaz oldu. Basel’in gücünün kısıtlı olduğunu ve Avrupa kupaları için yetersiz olduğunu bir kez daha gördük. Shaktar ise tecrübeli bir takım. Lucescu’yu hepimiz yakından tanıyoruz. Rumen teknik adam bu işi ciddiye alıyor. Takımında onun sistemine yatkın oyuncular mevcut. Ancak bu kadro son günlerde Lucescu’yu hayal kırıklığına uğratıyor. Metalurh Donetsk maçından sonra Lucescu yaptığı basın toplantısında, takımından memnun olmadığını ve bu performansla Barcelona’nın karşısında şanslarının olmadığını söyledi. İşte Lucescu’nun Barcelona maçı ile ilgili açıklamaları:
‘Çok önemli bir maç bizleri bekliyor. Bizim öncelikle bu takıma ne olduğunu anlamamız lazım. Maça sadece 2 gün kaldı. Acilen Şampiyonlar Ligi’ne hazır hale gelmeliyiz. Umarım elimizden gelenin en iyisini yaparız ve kötü bir takım olmadığımızı herkese gösteririz. Shaktar’ın Avrupa’da oynayan bir takım olduğunu kanıtlamalıyız. 0’lük golleri kaçırıyoruz. Takımın şu an ki performansından memnun değilim. Ligde ve Avrupa’daki rakiplerimiz ritimlerini yakaladılar ve kapasitelerini gösterebiliyorlar. Bizler şu an için taraftarımızı mutlu edemiyoruz. Bunun farkındayız ve bütün konsantrasyonumuzu Barcelona maçına vereceğiz. İspanyol devi karşısında elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız, kendimizi zorlamalıyız. Kötü bir sonuç halinde tüm sorumluluk benimdir. Barcelona maçından önce Kucher bana oynayamayacağını söyledi. Neden olduğunu bilmiyorum belki de psikolojik baskıdan olabilir. Barcelona kapımıza dayandı ve biz bundan negatif etkileniyoruz. Oyuncularım artık gerçek dünyaya dönmeli ve geçen sezondan alıştığımız oyunlarını bize tekrar göstermeliler. Rakip çok güçlü, dayanmak zorundayız.’
Lucescu’nun bu açıklamalarından görüldüğü gibi Shaktar’ın tüm camia olarak dizleri titriyor. Futbolcular formsuz, kafaları dağınık. Lucescu gibi babacan bir hocanın oyuncularını bu maça çok iyi motive etmesi gerekiyor. Şu an ki formsuzluk Lucescu’yu da bir hayli endişelendiriyor. 16 takımlı Ukrayna Ligi’nde 9 hafta sonunda 11. sırada bulunan Shaktar’ın sadece 1 galibiyeti bulunuyor. O da Illychivets Mariupil gibi zayıf bir takım karşısında. Shaktar’ın Basel galibiyeti kimseyi yanıltmasın. O maçta Shaktar iyi oynamadı. Basel kötü oynadı. Bu sefer karşılarında Basel gibi zayıf bir ekip olmayacak. İşleri çok zor Lucescu’nun acilen bir şeyler yapması gerekiyor. Bu maç öncesinde Kucher’in yokluğu önemli bir sorun. Defansı etkileyecek bu sorun dışında bir de forvetten Brandao’nun sakatlık haberinin gelmesi Lucescu’nun planlarını bozdu. Klasik Lucescu tarzında düşünecek olursak önce Barça’yı kilitlemeyi isteyeceklerdir. Bunun için özellikle Rat’a büyük iş düşecektir. Eto’o’yu tutma görevi büyük ihtimalle ona verilecek. Orta sahada oyunu yönlendirecek Fernandino ve Ilsinho önemli isimler. Dario Srna kanatları çok etkili kullanabiliyor. Bu maçta Lucescu büyük ihtimalle Ilsinho ve Dario Srna’yı sağ ve sol kanatlara yerleştirerek onları kullanacaktır. Forvette ise gol ayakları Seleznyov ve Adriano Luiz. Sıkıntıya düşen Lucescu’nun bu maçta elindeki oyuncuların alın terlerinden çok şansa ihtiyacı olacak..
FC Barcelona
Barcelona’ya olan sempatimi bilen bilir. Kulübün bir fanı olarak tüm maçlarını takip ederim, tüm güncellemeleri alırım. Sezon başından bu yana izlediğim Barcelona’yı geçen seneye göre kıyasladığımda yadırgamıyorum. Rijkaard faciasından sonra kurtarıcı rolünü üstlenen ‘Pep’ Guardiola takıma tam olarak oturmaya başladı diyebiliriz. Guardiola’nın gelmesini bir çok kesimden insan tepkiyle karşılamıştı. Ancak La Porta bana göre doğru bir tercih yaptı. Futbolu bıraktığından beri Barça alt yapısını çalıştıran Guardiola camianın içinden birisi. Barcelona’dan hiç kopmamış ve taraftarı da iyi tanıyor. Rijkaard’ın yaptığı yıkımdan sonra Guardiola’nın takımı bu kadar kısa sürede toplaması büyük başarı...
Lige kötü başlamışlardı. Numancia’ya mağlup olduktan sonra Santander ile evlerinde berabere kaldılar. Ancak ardından üst üste 3 maçlarını da kazanıp forma girdiler. Messi, Henry ve Eto’o’nun başrollerde olduğu bu periyotta Guardiola’da aralara yeni isimler serpiştirmeye başladı. Busquets ve Jeffrey bunlardan en önemlileri. Barça uzun zamandır bunu yapmıyordu. Guardiola’nın başlattığı bu işlem yerini bulacak gibi. Ronaldinho, Deco, Zambrotta, Thuram geçen sene ayrılan en önemli isimlerdi. Pep’in elinde bu oyuncular da olsaydı ondan daha fazlasını beklerdim. Daniel Alves yeni transferler için en fazla verim alınabilen isim oldu. Sağdan getirdiği toplar etkili olurken yaptığı defansta sağ kanadı sağlamlaştırıyor.
Solda Abidal’ın yaptığı ileri geri koşular ve bindirmeler takdir topluyor. Keza Abidal 2007’de Avrupa’nın en iyi defans oyuncularından biri olarak gösterilmişti. Yanında oynadığı dünyanın en iyi defans oyuncularının başında gelen Kaptan Puyol’un da verdiği güven ayrı bir avantaj onun için. Hleb’in hala bir uyum süreci yaşadığını söyleyebiliriz. Messi, Ronaldinho’nun gidişinden sonra sazı iyice eline aldı. 10 numarayı üstüne geçirdikten sonra bu takımın adeta tek sahini gibi davranmaya başladı. Bu da demek oluyor ki artık kendisini tamamiyle yıldız statüsünde görüyor. Üstüne koyup harika futbolunu geliştirmeye devam ediyor. Bencil olduğu söylentilerine en güzel cevabı yaptığı asistlerle veriyor. Bu süperstar haricinde kadrodaki Xavi, Iniesta, Keita, Toure, Henry, Eto’o, Bojan ve Gudjohnsen gibi isimler de cabası. Xavi ve Iniesta orta sahanın dinamosu halindeler. Henry genelde sol çizgiye yakın oynuyor ve dribling özelliğini kullanarak o kanattan etkili olmaya çalışıyor. Eto’o oynadığı zaman pivot forvet görünümünde oluyor. Keita’nın ise kulübeden çıktığını pek göremedik. Takım artık tamamen oturdu, futbolcular birbirilerine alıştılar ve bunların sonucunda Barça güçlü kadrosuyla rakiplerini bir bir dize getirmeye başladı.
Lige kötü başlamışlardı. Numancia’ya mağlup olduktan sonra Santander ile evlerinde berabere kaldılar. Ancak ardından üst üste 3 maçlarını da kazanıp forma girdiler. Messi, Henry ve Eto’o’nun başrollerde olduğu bu periyotta Guardiola’da aralara yeni isimler serpiştirmeye başladı. Busquets ve Jeffrey bunlardan en önemlileri. Barça uzun zamandır bunu yapmıyordu. Guardiola’nın başlattığı bu işlem yerini bulacak gibi. Ronaldinho, Deco, Zambrotta, Thuram geçen sene ayrılan en önemli isimlerdi. Pep’in elinde bu oyuncular da olsaydı ondan daha fazlasını beklerdim. Daniel Alves yeni transferler için en fazla verim alınabilen isim oldu. Sağdan getirdiği toplar etkili olurken yaptığı defansta sağ kanadı sağlamlaştırıyor.
Solda Abidal’ın yaptığı ileri geri koşular ve bindirmeler takdir topluyor. Keza Abidal 2007’de Avrupa’nın en iyi defans oyuncularından biri olarak gösterilmişti. Yanında oynadığı dünyanın en iyi defans oyuncularının başında gelen Kaptan Puyol’un da verdiği güven ayrı bir avantaj onun için. Hleb’in hala bir uyum süreci yaşadığını söyleyebiliriz. Messi, Ronaldinho’nun gidişinden sonra sazı iyice eline aldı. 10 numarayı üstüne geçirdikten sonra bu takımın adeta tek sahini gibi davranmaya başladı. Bu da demek oluyor ki artık kendisini tamamiyle yıldız statüsünde görüyor. Üstüne koyup harika futbolunu geliştirmeye devam ediyor. Bencil olduğu söylentilerine en güzel cevabı yaptığı asistlerle veriyor. Bu süperstar haricinde kadrodaki Xavi, Iniesta, Keita, Toure, Henry, Eto’o, Bojan ve Gudjohnsen gibi isimler de cabası. Xavi ve Iniesta orta sahanın dinamosu halindeler. Henry genelde sol çizgiye yakın oynuyor ve dribling özelliğini kullanarak o kanattan etkili olmaya çalışıyor. Eto’o oynadığı zaman pivot forvet görünümünde oluyor. Keita’nın ise kulübeden çıktığını pek göremedik. Takım artık tamamen oturdu, futbolcular birbirilerine alıştılar ve bunların sonucunda Barça güçlü kadrosuyla rakiplerini bir bir dize getirmeye başladı.
Lige kötü başlamışlardı. Numancia’ya mağlup olduktan sonra Santander ile evlerinde berabere kaldılar. Ancak ardından üst üste 3 maçlarını da kazanıp forma girdiler. Messi, Henry ve Eto’o’nun başrollerde olduğu bu periyotta Guardiola’da aralara yeni isimler serpiştirmeye başladı. Busquets ve Jeffrey bunlardan en önemlileri. Barça uzun zamandır bunu yapmıyordu. Guardiola’nın başlattığı bu işlem yerini bulacak gibi. Ronaldinho, Deco, Zambrotta, Thuram geçen sene ayrılan en önemli isimlerdi. Pep’in elinde bu oyuncular da olsaydı ondan daha fazlasını beklerdim. Daniel Alves yeni transferler için en fazla verim alınabilen isim oldu. Sağdan getirdiği toplar etkili olurken yaptığı defansta sağ kanadı sağlamlaştırıyor.
Solda Abidal’ın yaptığı ileri geri koşular ve bindirmeler takdir topluyor. Keza Abidal 2007’de Avrupa’nın en iyi defans oyuncularından biri olarak gösterilmişti. Yanında oynadığı dünyanın en iyi defans oyuncularının başında gelen Kaptan Puyol’un da verdiği güven ayrı bir avantaj onun için. Hleb’in hala bir uyum süreci yaşadığını söyleyebiliriz. Messi, Ronaldinho’nun gidişinden sonra sazı iyice eline aldı. 10 numarayı üstüne geçirdikten sonra bu takımın adeta tek sahini gibi davranmaya başladı. Bu da demek oluyor ki artık kendisini tamamiyle yıldız statüsünde görüyor. Üstüne koyup harika futbolunu geliştirmeye devam ediyor. Bencil olduğu söylentilerine en güzel cevabı yaptığı asistlerle veriyor. Bu süperstar haricinde kadrodaki Xavi, Iniesta, Keita, Toure, Henry, Eto’o, Bojan ve Gudjohnsen gibi isimler de cabası. Xavi ve Iniesta orta sahanın dinamosu halindeler. Henry genelde sol çizgiye yakın oynuyor ve dribling özelliğini kullanarak o kanattan etkili olmaya çalışıyor. Eto’o oynadığı zaman pivot forvet görünümünde oluyor. Keita’nın ise kulübeden çıktığını pek göremedik. Takım artık tamamen oturdu, futbolcular birbirilerine alıştılar ve bunların sonucunda Barça güçlü kadrosuyla rakiplerini bir bir dize getirmeye başladı.
Şampiyonlar Ligi’ne evinde Sporting Lizbon’u 3-1 yenerek başlayan Barcelona, ikinci maçında Shaktar’a korkuyu salmış durumda. Shaktar son derece formsuz ve Barcelona tam tersine forma girmiş durumda. Bu maç öncesinde Barça’da takımı önemli olarak etkileyebilecek bir eksik bulunmuyor. Daha önce 2 kez karşılaştığı Shaktar’ı bir kez yenip bir kez de yenilen Barça bu sefer eksik ve formsuz yakaladığı rakibine şans tanımayacaktır. Lucescu’nun korktuğu başına gelecektir diye düşünüyorum. Tercihim 2. Bol şanslar.
Barcelona Kazanır >>> 1.72 @ Betsson
Aalborg-M.United
ilk maçların sürprizlerinden birine imza atan Aalborg bir daha o maçtaki kadar şanslı olacakmı bilemeyiz ancak Manu forvetleri Celtic forvetleri kadar beceriksiz olmayacaktır.O maç içinYapılabilecek en iyi yorum futbolun tanrıları o gece Aalborgu tutuyordu demek olacaktır. Manu sezona kötü başlamasına rağmen süper yıldızı Ronaldonun geri dönmesi diğer sakatlarında iyileşmesiyle haftalar ilerledikçe belirgin bir form grafiğine erişmeye başlaDI.Süperkupa finalinde Zenite kaybeden takım ilk maçtada Villarealle berabere kalarak favorisi olduğu grupta zorlanabileceği sinyallerinivermiş olsada bütün bunlar sezon başı olması itibariyle alınan sonuçlar. Geçen sezon ki Aalborg olsa bu maç için daha farklı düşüncelerimiz olabilirdi ancak Aalborg bu sezon oldukça kötü durumda.Kendilerinden beklenmeyen sonuçlar alıyorlar.Hafta sonu oynanan Danimarka kupası maçlarında amatör bir takımı ancak uzatmalarda 2-3 yenerek tur atlamayı başarmış olmalarıda bu kötü durumun devam ettiğinin sinyalleri. Manu danimarkaya daha önce 2 kere gelmiş.ilk gelişinde Bronbyi 6-2 mağlup etmeyi başarırken yine şampiyonlar ligi mücadelesinde Kopenhaga 1-0 mağlup olmuş.Ancak o maç oynandığında Manu gruptan çıkmayı garantilemişti.Sir Alex Ferguson böyle durumlarda yedek kadrolarla mücadele ediyor. İki takım arasında kadro kalitesi,oyunh yapısı açısındançok fark var.İlk maçından beraberlikle ayrılan Manu deplasmandada olsa kazanacak güce sahip.Aalborgun formsuzluğu bu düşüncemizi dahada kuvvetlendiriyor.
M.United Kazanır 2,5 Üst
Zenit - Real Madrid
Geçen senenin Uefa Kupası şampiyonu Zenit, bu sezon ligde iyi gitmiyor. Şampiyonlar liginde ise ilk maçında Juventus deplasmanından 1-0'lık mağlubiyetle ayrılmıştı. Super Kupa maçında ise Manchester United'ı 2-1 mağlup etmeyi başarmışlardı. Transfer döneminde Zenit'in adını çok sık duymuştuk. Özellikle tek forvet olarak forma giyen Pavel Pogrebnyak ve onun hemen arkasında forma giyen Andrey Arshavin'in ismi Avrupa'nın büyük kulüpleriyle sık sık anılmıştı. Zenit kulübü bu iki ismi elinde tutmayı başarabildiği gibi Arshavin'in yanına Dinamo Moskova'dan 30 milyon euroya Danny'yi transfer etti. Süper kupa maçında bu üçlünün şampiyonlar liginde çok can yakacağını tahmin etmiştik. Bu üçlünün, katı İtalyan savunması karşısında fazla bir varlık gösteremese de, kendi evinde hücuma yönelik bir sistem benimsemiş olan Real Madrid karşısında kesinlikle pozisyonlara girip gol bulacağını düşünüyorum.
Probable Starting (4-3-3): Casillas (c) – Sergio Ramos, Cannavaro, Pepe, Heinze – Van der Vaart, Diarrà, De la Red – Higuaín, Van Nistelrooy, Robben
Real Madrid ise hepimizin bildiği gibi yıllardır atak ve gol felsefesiyle oynayan bir takım. Yukardaki 11'e bakacak olursanız Alman teknik adam Bernd Schuster, sahaya Higuaín, Van Nistelrooy ve Robben'den oluşan 3'lü forvetle çıkıyor. Onun arkasındaki 3 orta saha oyuncusundan ise sadece Diarrà defansif yönü ön plana çıkan oyuncu. Van der Vaart ve De la Red öncelikle hücumu düşünen oyuncular. Beklerden Sergio Ramos da topla çıkmayı çok sevdiği gibi topsuz koşularını da sık sık görüyoruz. Yani, bu şekilde bir oyun felsefesiyle sahaya çıkan bir takım karşısında Arshavin'li Pogrebnyak'lı, Danny'li Zenit'in gol bulması hiç sürpriz olmaz. Aynı şekilde ilk 11'de Higuaín, Van Nistelrooy, Robben yedeklerde ise Raul, Sneijder gibi hücum oyuncularına sahip Real Madrid'in de defansı ne kadar güçlü olursa olsun Zenit karşısında gol bulacağına inanıyorum. 1-1'de kilitlenmezse çok rahat üst olabilecek bir maç.
Her iki takımda gol atar.. 1,54
2,5 gol üstü.. 1,78
3,5 gol üstü.. 3,05
Arsenal - Porto
Lige çok iyi başlayıp ilk 5 maçta 5 galibiyet alan Arsenal, geçtiğimiz hafta kendi evinde Hull City'e 1-2 yenilerek bütün bahisseverleri şaşırttı. Bu yenilgiyi 2 sebebe bağlayabiliriz, birincisi Arsenal'li futbolcuların rakibini küçümsemesi, 2. si ise akılların hafta içi oynanacak maçta olması. Bu konuda Arsenal'li oyunculara hak verebiliriz çünkü ilk maçta Arsenal Kiev deplasmanında 1 puanı 88. dakikada kurtarabilmişti. Bu nedenle Porto maçı Arsenal için çok önemli. Bu sebeplerle kaybedilen Hull maçı ve Kiev deplasmanı dışında Wenger takımını çok iyi oynattı. 21 yaşındaki Nasri, 19 yaşındaki Walcott, 21 yaşındaki Fabregas, 20 yaşındaki Bendtner ve nice genç oyuncuyla oynayan Arsenal yerden ve hızlı oynuyor. Ayağa paslarla sonuca giden ekipte bitirici vuruşları genelde 2 büyük yetenek Van Persie ve Adebayor yapıyor. Gerçekten göze hoş gelen bir futbol sergileyip sonuca rahat giden Arsenal kendi evinde ilk 3 puanını almak istiyor.
Possible Starting : Almunia - Sagna, Toure, Gallas, Clichy - Fabregas, Denilson, Walcott, Nasri - Adebayor, Van Persie
Possible Starting : Helton, Sapunaru, Bruno Alves, Rolando, Fucile, Tomás Costa, Raul Meireles, Lucho, Tarik, Lisandro, Rodriguez.
Porto'yu ise Fenerbahçe karşısında izleme fırsatı bulmuştuk. Gerçekten hiç beğenmediğimi söyleyebilirim. Porto maçı Fenerbahçe defansının yaptığı bireysel hatalarla kazanırken taraftarlarını memnun ettiklerini söyleyemem. Orta sahalarında yeterli uyum yok ve bu orta saha Arsenal gibi bir orta sahanın karşısında çok zorlanacaktır. Raul Meireles ve Lucho González'in bireysel yetenekleriyle Lisandro López'i pozisyona sokmaya çalışıyorlar, belki bu Fenerbahçe gibi orta sahası pres yapmayan ve defansta çok fazla bireysel hata yapan takıma karşı işleyebilir ama Arsenal orta sahası, yoğun pres uygulayan ve oyuna sürekli tempo katan bir orta saha. Bu nedenle bu isimler Arsenal karşısında zorlanacaktır. Arsene Wenger takımına göze hoş gelen futbol oynatsa da camianın beklentisi kupa yönünde. Bu nedenle bu maça gayet ciddi ve hırslı başlayacaklardır. Bu akşam Arsenal'den rahat bir galibiyet bekliyorum.
Arsenal kazanır.. 1,47
Şampiyonlar liginin ilk gününde bu sezon Avrupa'da da fırtına gibi esmeyi kafasına koyan Fiorentina, elemelerde temsilcimiz Galatasaray'ı eleyerek bu qrupta bulunma hakkı kazanan Romanya temsilcisi Steau Bükreş'i Artemio Franch stadyumunda konuk ediyor. İngiltere'den Michael Riley'in yöneteceqi karşılaşma saat 21:45'te start alıcak. Türk yayın kuruluşlarından maçı veren bir kanal olmadıqı için zevkli olmaya aday bu karşılaşmayı naklen izleme şansımız olmayacak.
Prandelli yönetimindeki Fiorentina sezonu ligde çok iyi açmamış gibi gözüksede bunu oynadıkları qüçlü rakiplere ve İtalya'daki deplasman maçlarının zorluk oranına verebiliriz. Avrupa'da ise önce Slavia Prag'ı saf dışı bırakarak qruplara kaldılar sonrasındada Lyon'u deplasmanda adeta ellerinden kaçırdılar. Gilardino'nun yıldızlaştıqı Lyon deplasmanında ikinci yarıdaki baskıya fazla dayanamayan Fiorentina Benzema'yı durduramayarak ard arda iki qol yedi. Tabi ki bu böylesine zorlu bir deplasmanda iki farklı öne qeçtikten sonra bu kalitede bir takım için yapılmaması gereken bişey ama bunu Fiorentina'nın Avrupa deneyiminin yeterli seviyede olmamasına verebiliriz. Sezon başından bu yana beklenen performansı veremeyen ve takımda liderliqini her maçta hissettirmeyi başaramayan Mutu'ya nazaran Gilardino resmi maçlarda şuana kadar altı qol atmayı başararak takımında önemli bir rol oynadı. Mutu bu sezon maçlarda sanki eski hırsından daha uzak qibi Gilardino'nun qelmesinin ona desteqi olucaqı düşünülürken biraz daha arka planda kalmasına neden oldu qibi. Orta saha için takımda bir türlü istikrar saqlanamasada, İspanya'daki istikrarlı futbolundan sonra transfer edilen Melo -dengesiz olduqu için pek beqenmesemde-, genç oyun kurucu Montolivo ve Donadel öne çıkan isimler. Fiorentina genelde orta sahada oyun kurmak yada top tutmaktansa hızlı çıkıp kaliteli ofans oyuncularının üstüne oynuyor ve bununda doqru olan olduqunu söyleyebiliriz ama tabiki kapalı savunmalarda bununda dezavantajı oluyor.
Steau'ya baktıqımızda özellikle evinde çok etkili olan bir takım qörüntüsü veriyordu Münih maçına kadar ama qüçlü Alman temsilcisi o qüzel iç saha grafiqinide biraz bozdu. Tabi ki bunda oldukça önemli eksiklerle maça çıkmalarınında büyük bir önemi var. Sol bek Emeghara ile sağ bek Golanski defansta, Petre, Nicolita, Szekely, Plesan ile kaptan Radoi gibi bir çok isimden yoksun çıkmışlardı ki özellikle eski Galatasaraylı Petre, dokuz yıldır bu klüp için ter döken kaptan Radoi, en önemli gol silahı Nicolita önemli eksiklerdi. Şimdi baktıqımızda ise bu isimlerden Petre ve Radoi'nin durumları maç saatinde netlik kazanıcak qibi qözüksede maçta oynasalar bile uzun süre aradan sonra performanslarının nasıl olacaqı kafalarda bir soru işareti oluşturuyor. Nicolita'nın cezasının bitmesi sevindirici sayılı haberlerden biri gibi gözüksede sert İtalyan savunması arasında hele ki deplasmanda bu oyuncunun performansının çok üst derece olma ihtimali düşük ki bunun yanısıra muhtemel kadroda da qözükmüyor. Emeghara, Plesan ve Szekely'nin sakatlıkları sürerken Golanski Münih maçından bu yana sakatlıktan tam anlamıyla dönen tek kişi denebilir. Fakat onuda muhtemel 11'de qörememek şaşırtıcı. Steau'nun oyun düzenini, kadrosunu ve oynadıqı futbolu hepimiz Galatasaray maçlarından bile az çok biliyor olabiliriz. Takımın ciddi anlamda çok başarılı bir takım savunması var ve bu işi qerçekten iyi yapıyorlar fakat vasat defanslara karşı bile hızlı hücumlardan gol bulma konusunda sıkıntı çekiyorlar. Pozisyon üretme ve hızlı çıkma konusunda çok kaliteli olmayan kadrolarına nazaran iyiler fakat son vuruşlar bu İtalyan defansını aşmak hele ki Frey'i yeterli olmıcaktır gibi.
Fiorentina geçen sene Uefa'da alabileceqi kupayı nerdeyse elinin tersi ile penaltılardan itmişti. Bu sezon artık takıma yapılan transferlerle Avrupa'da başarı takımın hedefleri arasındaki kaçınılmazlardan. Steau ise ligde yavaş yavaş form oturtsa dahi bu kupada oynayacak kalitede bir takım qörüntüsü çizmiyor. Hele ki bir istikrar tutturup takımdaki sakatlar iyileşene kadar işleri çok daha zor olucak. İki takımında katı ve başarılı savunma hattı var bunun için az gollü bir maç olması olası. Formda olması ile Gilardino ve maç öncesi qol sözü vermesi ile ülkesinin takımına karşı oynayacak olmasıyla Mutu her zaman ki qibi ev sahibinin skor için en önemli kozları. Zor kıyasıya bir maç olucaktır ama ev sahibinin üstünlüqü qörmezlikten qelinemez. (Tahmini Skor:2-0)
Fiorentina Win..10/8 1.50 Under 2.5..10/7 1.75
Villareal - Celtic
Bana göre günün en zor maçlarından biri.. Villareal kuşkusuz daha avantajlı olan takım ancak işleri oldukça zor olacak.. Ev sahibi sürpriz Manchester beraberliğiyle başlamıştı Şampiyonlar Ligi'ne.. Celtic de aynı şekilde sahasında Aalborg ile berabere kalarak oldukça şaşırtmıştı.. Fakat iki takımın da tam tersi yönde potansiyele fazlasıyla sahip olduğunu düşünüyorum.. Villareal bu platformun yeni ekiplerinden biri.. Henüz tecrübesizler ve kadrolarının bu seviyeyi kaldıracak kadar kaliteli olduğuna inanmıyorum.. Sezona Rossi ve Nihat'sız başladıktan sonra bu iki oyuncunun dönüşü oldukça olumlu bir durum olsa da, takımda hem tecrübesiz, hem de oldukça yaşlı oyuncu sayısı oldukça fazla.. Ki Rossi'nin sakatlığının geçtiği şu günlerde, Nihat'ın sakatlığının tekrar nüksetmesi kötü haber.. Takımın belki de en büyük umudu olan Nihat'ın bu maçta oynaması beklenmiyor.. Villareal La Liga'da tam gaz devam ediyor belki ama şu ana kadar ciddi bir rakiple karşılaşmadılar.. İlk hafta alınan Osasuna beraberliğinin ardından gelen Numancia, Santander, Deportivo ve Gijon galibiyetleriyle La Liga'da zirvenin sahibi Villareal.. Son maçta, oynadığı 4 maçta kalesinde tam 19 gol gören Gijon deplasmanında ancak 65. dakikada gelen golle kazanabildiler.. İyi oyun oynuyor olsalar bile bana halen güven vermiyor ev sahibi ekip.. Takımda Nihat'ın yanı sıra M.Fernandez'in de sakatlığı bulunuyor.. Emektar Pires o boşluğu kapatmaya çalışacak.. Konuk Celtic ise bildiğimiz Celtic.. Alınan Rangers mağlubiyeti dışında, ezeli rakibiyle birlikte yine ligi domine etmeyi başarıyorlar.. Hafta sonu ise oldukça zor bir sınavdan geçti yeşil-beyazlılar.. Aberdeen'e karşı ancak son dakika gelen golle kazanabildiler.. Takımda Yunan golcü Samaras'ın etkileyici performansı sürüyor.. Onun bıraktığı yerde Venegoor of Hesselink sazı eline alıyor.. Aberdeen'e karşı bu kez onun 2 golü galibiyeti getirdi.. Celtic'in en büyük avantajı geniş kadrosu.. İki kulvar için farklı 11 çıkarabilecek kapasiteye kesinlikle sahipler.. Bu durumda Şampiyonlar Ligi'nde etkili olmalarını bekliyorum.. Özellikle hücum hattı oldukça etkili durumda.. Bu maçta da Hesselink ile Samaras'dan biri ve McGeady ile Maloney'den biri ile oluşan bir ikilinin sahada olması bekleniyor.. Böyle olunca yedek soyunacak 2 isim ile sonradan oyunu değiştirebilecek potansiyele de sahip oluyorlar.. Aberdeen karşısında cezası nedeniyle oynayamayan stoper Caldwell tekrar sahada olacak.. Bununla birlikte herhangi bir eksik oyuncu da bulunmuyor.. Celtic'in Aalborg ile berabere kalması bana göre çok büyük bir sürprizdi.. Bu grupta Aalborg'a zaten şans tanımıyorum.. 2.lik için ise Celtic ile Villareal arasında ciddi bir fark göremiyorum ve tecrübesiyle İskoç temsilcisinin buna daha yakın olduğunu düşünüyorum.. Bu maçla ilgili bahis için ise kesinlikle '1' seçeneğini tavsiye etmiyorum.. Açılan oranlar itibariyle sürpriz denemekte fayda var.. İlk tercihim ise bugün bu maçtan uzak durmanız olacak..
İlk maçta Bükreş deplasmanından Van Buyten'in attığı golle 3 puanı alan Bayern Münih, ilk maçta Fiorentina'yla evinde 2-2 berabere kalan Lyon'u ağırlıyor. Jürgen Klinsmann'ın yönetiminde çok kaliteli bir kadro var. Fakat Podolski'li Toni'li Ribery'li Schweinsteiger'li van Buyten'li bu kadro bu sezon başarıya uzak gözüküyor. Ligde önce Werder Bremen'den 5 yiyen sonra da Hannover deplasmanında bir varlık gösteremeden mağlup ayrılan Bayern Münih en azından şampiyonlar liginde birşeyler yapmak istiyor. Fakat Sagnol, Lell ve Hamit'in oynayamayacağı bu maçta işleri çok zor.
Lyon ise bildiğimiz Lyon. Ligde şu an 5 puan farkla lider durumda ve hükumdarlığına devam edecek gibi duruyor. Lyon'da solbek Grosso ve defans Clerc dışında önemli eksik yok. Fransız ekibi ilk maçta Gillardinho'yu durduramamıştı ve ilk yarıyı 2-0 yenik kapatmıştı. İkinci yarı kendine gelen ekip Piquionne ve Benzema'nın golleriyle 1 puanı kurtarabilmişti. Bu maçta Lyon oyuna daha ciddi başlayıp Toni ve Klose'ye gerekli önlemleri alacaktır. Takım oyununu sahaya iyi yansıtan Lyon'un Benzema, Juninho, Sidney Govou gibi kaliteli isimleriyle Almanya deplasmanında gol bulup, puan veya puanlarla döneceğini düşünüyorum.
Lyon gol atar.. 1,47
Lyon kaybetmez.. 1,82
UEFA KUPASI
...METALİST KAHRKIV-BESIKTAS...
Sıyah beyazlı ekip ilk macta 1-0 maglup ettiği Ukrayna temsılcısıne deplasmanda konuk oluyor..
İlk yazılarımda da Ukrayna ekibinin hafıfe alınmaması gerektini dile getirmiştim..Nitekim ilk mac sonunda da haksız cıkmadıgımı düşünüyorumm..Ukrayna'nın son dönemde yükselen değeri olarak gösteriliyor..Özellikle evlerinde cok etkili oynayan bir ekip..İlk macta da Bjk'yi oldukca zorladılar..Gecen sezon Everton'la eşleşen ekip bu statta oynanan macı 2 defa öne gecmesıne ragmen 2-3 kaybetmişti..Bjk'yi gercekten cok bir mac beklıyor..Ve temsilcimizin burdan 3 puan almasını beklemıyorum..
M.KHARKİV KAYBETMEZZ - 1.39 ( BETSSON )
...GALATASARAY-BELLİNZONA...
Sarı kırmızılı temsilcimiz ilk macta 4-3 maglup ettiği Bellinzona'yı Ali Sami Yen stadında konuk ediyorr..
İlk macta yenik duruma düşmesine ragmen macı cevırmeyı bılan ekibimiz turun zaten mutlak favorisiydi..Bu macta gerek beraberlik gerekse de tek farklı maglubiyetler yetıcektır..Ama tabii yenilgi halinde turu gecmek o stadı dolduran taraftarı yetecek midir..Hatta tüm taraftarlar bu macta da takımlarında gol show beklıyor..Son macta sakatlığından dolayı forma giyemeyen Nonda'nın bu macta da oynama ihtımali zayıf..Skibbe'nin takımın kimyasını bu macta bozacagını düşünmüyorum..İlerde tek forvet Baros arkasında ona yakın bir KeweLL ve hucum yönlü bir ortasaha..Konya macının 2. yarısındaki 11'i bu macta cok büyük ihtımalle sahada göreceğiz..
Bellinzona ise abartılanlar kadar kötu bir takım olmadıgını ilk macta görduk..Sakın 3 gol attılar diye böyle bir düşünceye kapıldıgımı düşünmeyin..Gerek savunma ile ortasaha gerekse de ortasaha forvet arasındaki bağı iyi kuran bir ekip..Mac boyunca bunu kaybetmeden korumayı başardılar..Gecen hafta evinde ağırladıkları Grasshopers'e son dakıkalrda yedıklerı gol nedenıyle sahadan 1-1 eşitlikle ayrıldılar..Bu macta da yapabileceklerinin en iyisini sahaya yansıtmaya calısacaklardır..
Acıkcası bu mac hakkında fazla da acıklamaya gerek oldugunu düşünmüyorum..Gs taraftarı ve tüm Türkiye Gs'den fark beklıyor..Bellinzona'nın burdan puan alması Tromso faciasından daha cok ses getirecektir..